22.5.17

"Kırgız Yemekleri ve Kırgızistan Hakkında Birkaç Bilgi"

Uzun süren bir aradan sonra tekrar Merhabalar.
Son yazımı yayınladıktan sonra maalesef ailevi meseleler yüzünden Türkiye'ye dönmek zorunda kaldım ama çok şükür her şey halloldu ve tekrar sınavlarım için Kırgızistan'dayım. Kırgızistan'a döner dönmez de hemen sınıf arkadaşlarımla pikniğe gittik. Gerçekten çok güzel bir gündü. O günden maalesef çok fazla resim yok elimde ama sizlere yine de elimde olanları göstermek istedim.


Kırgızistan'daki bu dağ manzaralarına aşığım. Bazen kaldığım yurdun camından kafamı uzattıyorum ve buna benzer manzaralarla karşılaşıyorum. Ülkenin %97'si dağlık olunca haliyle böyle manzaralar görmeniz olası. 😍


Pikniğimiz böyle başladı. Kırgız geleneklerinde ekmek ve boorsok adını verdikleri hamur kızartmaları çok önemli bir yere sahip ve sofralarının olmazsa olmazı. Boorsoklar bizim hamur kızartmalarımızdan daha dolgulu ve dikdörtgen bir yapıya sahip. Genellikle çeşitli reçeller eşliğinde yeniliyor. Birde bir Kırgızın evine gittiğinizde size genellikle ekmek uzatılır ve "ooz tiy" (tadına bakmak) denir. Mutlaka misafir tadına bakmalıdır.
Bizim arkadaşlar da piknikte geleneksel Kırgız sofra kültüründe olduğu gibi sofranın ortasına ekmek, boorsok, çikolata ve şeker yaydılar. Bunların hepsi bereketin simgesi olduğu için belki de 'Sofranız Bereketli Olsun' gibi bir anlam çıkartabiliriz.


O gün piknikte Kırgız arkadaşlarım piknikte Kırgız geleneksel yemeklerinden biri olan: "Dımdama" pişirdi. Gerçekten lezzetine bayıldım. Belki de bunda aşağıdaki resimde olduğu gibi odun ateşinde ve açık havada pişmesinin de bir etkisi vardır. Bu yemeğin içinde et, lahana, soğan, patates, havuç, kırmızı dolmalık biber ve çeşitli malzameler vardı. Her bir malzeme bana Türkiye'deki bir lezzeti hatırlattı.


Bu arada Kırgızistan'da bir et domatese göre daha ucuz, bu yüzden her yemeğin içinde et görmeniz mümkün. Mesela kıymayı burada kilosu 8-9 TL'den alabilirsiniz.

Pikniğimiz bitip yurda döndükten sonra biraz kestirip akşam markete uğradım. Bu arada Kırgızistan'da marketlerin çoğu ve eczaneler 7/24 çalışıyor. Uğradığım mağazada aşağıdaki gibi bir manzarayla karşılaştım.


Bunlar geleneksel Kırgız tatlıları. Ben geldiğimden beri sadece sağ alt köşedeki "Çak Çak" adlı tatlıyı deneyebildim. Malum, Kırgızistan'da hem okuyup, hem yaşayınca ve sadece KYK'nın vermiş olduğu bursla geçinmeye çalışınca ay sonunu zor getiriyorsun. Yukarıdakilerin hepsi hamur kızartmasıyla yapılmış. Görünüşleri sakın sizi yanıltmasın. Bu tatlılar şerbet veya pudra şekeri eşliğinde servis ediliyor. Bu arada çak çak tatlısı gerçekten hafif bir lezzete sahip. Çay eşliğinde tavsiye ederim.

Evet, bir yazımın sonuna gelip geriye baktığımda neden kilo aldığı şimdi anlıyorum. Yazılarımın çoğunluğunu da yemeklerin oluşturduğunu düşünürsek şaşırmamak gerek değil mi!? 😃😅😋


Bu arada ne kadar kilo alsam da yine de zıplayabiliyorum
Neyse, bir sonraki yazımla görüşmek dileğiyle diyelim mi? Büyük ihtimalle bir sonraki yazımda yine yemekler hakkında olacak.😅 Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın...

17.4.17

Burana Munarası [Kulesi]

Değerli yol arkadaşlarım, sırdaaşlarım nasılsınız bakalım? Beni sorarsanız gayet iyiyim çünkü: bu haftasonu okul arkadaşlarımla birlikte bir tarih turuna çıkıp Karahanlılar döneminden kalma Burana Munarası'na [Kulesi] gittik. Gerçekten çok güzel bir yerdi. Rüzgarın çimenlerle vals yaptığı, muhteşem dağ manzaraların sizi karşıladığı bu tarihi dokuyu Kırgızistan'a gelirseniz görülecek yerler arasına yazın bence. Gelin şimdi de birlikte bu tarihi dokuya bir göz atalım isterseniz.

Burana Munarası (Minaresi) Kırgızistan'ın Çüy Bölgesindeki Tokmok şehrinde. Oraya Bişkek'in merkezinden yaklaşık 1 - 1,5 saatlik araba yolculuğu sonucunda vardık.


Tokmok şehrinde sizi böyle bir heykel karşılıyor. Bizim vaktimiz olmadığı için fotoğraf çektiremedik. Aynı zamanda dört yolun kesilişi olduğu için arabalar o tarafa geçişinizi zorlaştırıyordu ama hemen karşısında Manap Biy [Kahraman Manap] heykeli yer almakta. Dilerseniz fotoğraf çekilebilirsiniz.


Sol tarafında ise Kırgızistan'a bu zamana kadar olan ihanetler için bir anıt yer almakta. Yüzyıl İhanetleri Anıtı. Ben uzaktan gördüm ama yanına gitmedim arabamız kalkıyor diye, ama arkadaşımın çekmiş olduğu bir resmi şuraya bırakayım merak edenler için.
Not: Kalitesi düşük lütfen kusura bakmayın.


Oradan direk yolumuza devam ederek Burana Munarası'na ulaştık. Kapıda bizi Balbanlar karşıladı. Kapının hemen üstündeyse Tündük dediğimiz geleneksel Kırgız çadırlarının (Boz Üy) çatı kısmında olan merkezi nokta yer almaktaydı.


Burana'ya çıkmak, müzeye girmek ve balbanları, mezar taşlarını ve daha fazlasını görmek için eğer yüz kişilik bir grupla giderseniz 20 Som (1,25 TL), eğer yüz kişilik gruptan azsanız kişi başı 50 Som (3 TL) gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Biz okulla birlikte gittiğimiz için 20 Som ödeme yaptık. Türkiye'ye göre gerçekten çok ucuz.

Kapıdan geçtiğinizde sağ tarafta sizi Karahanlılar Devletinin hanlarına, liderlerine ait kümbeti karşılıyor.


 Tabelada şöyle yazıyor: " 9.-12. yüzyıllarda Minarenin yanında kümbet de vardı. O birkaç mozoleden oluşuyor. Onların kalıntıları (izleri)  ve onların çevresinde görünenler korunmuş. Kümbetler şehir liderlerinin kemiklerinin koyulduğu yer."

Görünüş olarak böyle:


Bu da Burana'nın tepesinden çektiğim başka bir kümbet.


Ondan sonra Burana'nın tepesine çıkmayı bekleyenlerin sırası çok olduğu için o kısım boşalana kadar balbanları, mezar taşlarını, taşlar üzerine kazınmış hayvan (Teke) resimlerini ve Karahanlıların el sanatlarına ait birkaç örneğe göz atmaya başladık. İşte sıraasıyla onlar.

Balbanlar


    

Mezar Taşları


" Epigrafik Yazı Anıtları
Mezar başına Arap harfiyle yazılıp koyulan kalın anıtlar. Burana şehrinin çevresindeki taşlar. 15. ve 20.yüzyılın birinci yarımına ait."



Afgan arkadaşımın yardımıyla metinleri az çok anlayabildik. Metinler taşın hem arkasına, hem önüne yazılmıştı. Sol tarafdaki metin: "Her canlı ölümü tadacaktır." diye başlayıp ölen kişinin ölüm tarihi ve adıyla birlikte kim olduğuyla devam ediyor. Eğer arkadaşım doğru çevirdiyse sağ taraftaki kişi de sekiz yaşlarında bir kızın mezar taşı olmalı. Allah mekanlarını cennet etsin diyelim.

Taşlar Üzerindeki Resimler (Avcı ve Teke)



Karahanlıların İş Araçları


"Taştan yapılan iş araçları
Bizim devirin 10. - 12.yy ve 18. - 20.yy ait mala taşlar (Tarım aleti), değirmen taşları, el değirmeni v.b. Bunların çoğunluğu Burana şehrinin etrafında bulundu."




Burayı da gezdikten sonra uzaktan uzağa Burana Munarası'nı [Minare] gözüme kestirdim.


Burana'nın tepesine çıkmak sandığınız kadar kolay değil. Munaranın tepesine çıkmak için dar bir merdiven sınavıyla karşılaşıyorsunuz. O kadar dar ve kıvrımlı ki benim gibi şişman olanlar hiç denemesin bile.



Munara'nın boyu önceden daha uzunmuş ama çok eskiden depremlerden zarar gördüğü için şu anki halini almış. Şu anda 27 metre boyunda. Üstteki resimde görmüş olduğunuz gibi dışarıdaki demir merdivenler ile ancak kapıya ulaşabiliyorsunuz. Büyük ihtimalle eskiden gözetleme kulesi olarak kullanılmasının bununla bir ilgisi var. Başka bir kısma dikkatinizi çekmem gerekirse de sağ taraftaki tepecik aslında eskiden camiymiş. Şu anki haliyse gördüğünüz gibi bir tepeyi andırıyor.


Sovyet Kırgızistan'ı zamanında restore edilen Burana'nın dış görünüşü ise bu şekilde.
Bir de Burana hakkında bir efsane var. Hikaye olarak bizim Kız Kulesi hikayesinin aynısı. Hükümdarın Kızı öleceği öğrenilerek bu kuleye kapatılır ama maalesef sonunda kaderinden kaçamayarak yemek sepetindeki bir böcek yüzündendi zannedersem ölür. Hatırlarsanız bu hikaye Kız Kulesi hikayesiyle birebir örtüşüyor ama bizim prensesimiz yemek sepetinde gelen yılan yüzünden ölüyordu.


Burana'ya çıkmışken resim çektirmesek olmazdı. Maalesef Türk bayrağımı yanıma almak aklıma gelmediği için bin pişmanım. Herkes Kırgız Bayrağı ile resim çektiriyordu ve bende öyle yaptım. Kırgızistan'da bende artık bir Kırgızım.


Burana'dan indikten sonra aşağıda bir müze görüp hemen içeriye daldım. İçeride fotoğraf çekmek yasaktı ama ben gizli gizli video çekmeyi başardım. Hehehe...

Şimdi sizi o kısa video ile başbaşa bırakıyorum.Video gizli çekildiği için kalitesi pek iyi değil. Kusura bakmayın lütfen!


Bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın!

22.3.17

Kırgızistan'da Ressamlar Sokağı

Herkese tekrar Merhabalar,
Dünkü bahar bayramı (Nevruz) yazımdan sonra bugün sizlere o etkinlikler sayesinde uzun süredir Kırgızistan'da merak edip görmek istediğim ama yerini tam olarak bilemediğim için de gidemediğim Ressamlar Sokağını sonunda bulduğumu büyük bir mutlulukla söyleyebilirim. Öyle güzel bir yerdi ki anlatamam. Bütün bir sokak çatısı kapatılarak dış etkenlerden (kar,yağmur vs.) korunmuş ve her yere Kırgızistan'ın tanıtımı ve Kırgız kültürünü anlatan birbirinden güzel resimler asılmıştı.


Sizin için bunları resimledim. Aslında resimleyemediğim bir kısmın da videosunu çektim ama bir dakikayı bile doldurabilecek nitelikte olmadığı için sadece İnstagram hesabıma ekleyeceğim. Dilerseniz oradan bakabilirsiniz.







 

Evet, resimler böyle. Umarım beğenmişsinizdir. Açıkçası ileride yine gitmek istiyorum.
Neyse başka bir yazımda görüşmek dileğiyle. İzninizle ben kaçar... Görüşürüz.

21.3.17

Kırgızistan'da 21 Mart Bahar Bayramı (Nevruz)

Hey, bakın ben geldim!
Gerçekten buraya yazabilmem büyük bir başarı değil mi? Nihayet bugün biraz kendime vakit ayırıp baharın gelişine şahit olup, Nevruz etkinliklerine katıldım. Katıldım derken gösterilerde rol almadım sadece izledim. Yanlış anlaşılmasın yani. Gerçekten gösterileri izlerken hayran kaldım desem yeridir yani. Türkiye'de bu tarz gösterilere hiç şahit olmamıştım açıkçası. Kırgız halkı bu bayramı da diğer bayramlar gibi büyük bir coşkuyla kutluyor. Bu arada ben baharın geldiğine inanmıyorum tabi. Her an burada kar yağabilir. Öyle olursa eğer bu yazımın altına bir fotoğraf ekleyeceğim. Evet, bu dans gösterilerini tek başıma izlemedim. Sizi de düşünüp videosunu çektim. Oldukça uzun bir video ama umarım beğenir ve sabırla izlersiniz.


Video kalitesini düşürmemek adına düzenlemede üstlerine hangi ülkenin dansı olduğunu yazamadım ama video sırasına göre danslar şöyle:

Kırgız geleneksel oyunları,
Hint dansı (Öğretmen),
Kırgız çocukların Hint Dansı (Öğrenciler),
Özbek geleneksel oyunları,
Uygur geleneksel oyunları,
Tacikçe şarkı ve dans gösterisi,
Afganistan geleneksel oyunları.



Bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle...

Nevruz Bayramınız Kutlu Olsun.
Нооруз майрамыңыз менен куттуктайм.

18.10.16

"Kırgızistan ve Geleneksel Yemekler Restoranı"

Merhaba,
İlk yazıma kendimi tanıtmakla başlamıştım ve nihayetinde Kırgızistan'a döndükten sonra yayın hayatıma başlayabiliyorum. Bu ilk yazımda sizi Kırgızistan'daki geleneksel bir lokantaya götürmek istiyorum. Aslında geleneksel dediğimde direk Kırgız geleneksel yemekleri gelmesin aklınıza. Uygur ve biraz da Dungan geleneği var bu yazımda.

Kırgızlar genel olarak çaylarını çını dediğimiz küçük kaselerde içerler ve yemeğe bazen çay içerek başlarlar. Bizde yemeğe başlamadan önce çay siparişi verdik. Yalnız çınılarımız oldukça büyüktü. (Neredeyse bir çorba kasesi kadar.)


Ondan sonra yemeklerimiz geldi ve 4 arkadaş ortaklaşa sipariş ettiğimiz bu güzel yemekleri yemeğe başladık. Sağ-üst köşedeki yemeğin adı: "Aşlanfu" (Yanlış telafuz ediyorsam özür dilerim) ve geleneksel bir Dungan yemeği. Açıkçası ben pek beğenmedim. Sol taraftaki yemek ise; Kırgızların en meşhur yemeği olan: "Beş Parmak" ya da diğer adıyla "Narın". Normalde cılkı dediğimiz at etiyle yapılıyor ama, ben at eti yemediğim ve yemeği düşünmediğim için; iki seçenekten biri olan inek etini tercih ettim. Diğeri ise; koyun etiydi. Tat olarak makarnalı et haşlaması gibi birşeydi. Arkadaşlarımın dediğine göre güzel yapamamışlar ama benim ilk denemem olduğu için beğendim. En alttaki yemek ise; Uygurların geleneksel yemeği olan Lagman ya da, Lavman. Gerçekten beğenerek yedi ve yine gidip yemek istiyorum. Arkadaş grubu olarak bu yemek bize yetmedi diyebilirim. Müthiş bir tadı var. Eğer yolunuz bir Uygur mutfağına düşerse mutlaka deneyin. Tabi bu kadar güzel olur mu bilemiyorum.

Bunun dışında birde görselde yer almayan Kırgız mantımız vardı ki, yine denenmesi gereken lezzetlerden diyebilirim. 4 kişilik arkadaş grubu olarak 745 Som gibi bir para ödedik. Bu da Türk Lirasında yaklaşık olarak 30-35 TL'ye tekabül ediyor.